| 13 Haziran 2010
Türkiye’de bazı kişiler İnterneti bir dağ başı medyası olarak algılayıp istediğine istediği kadar küfretme, saldırma, hakaret etme özgürlüğünün olduğu bir ortam olarak algılamaktadır.
İşin acı yanı ise bu kervana TC. Devletinin bir bürokratı, üniversite bitirmiş bir mühendis hatta yüksek !!! mühendis ve aynı zamanda kendisini araştırmacı-yazar olarak tanıtan sayın Mahmut Ufuk Mistepe’den bahsedeceğim.
Bu zat TMO’nde çalışan bir mühendistir. Hem de yüksek mühendis.
Adı: Mahmut Ufuk Mistepe
TMO Genel Müdürlüğü
APK Uzmanı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi
Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi
İnternet Sitesi:http://unyezile.com
Ofis:TMO Genel Müdürlüğü
Yer: Nevbahar Konutları
2 Mayıs 2010 tarihinde Kanal Avrupa’da yaptığım Hüryorum proğramımda “Aldığım duyumlara göre bazı Ünyeliler, Ünye’den göç eden Rum ve Ermenileri geri getirme sevdasındalarmış. Buyursun, getirsinler. Biz millet olarak misafiri severiz ancak giderken katlettikleri insanlarımızı, yakıp yıktıkları köylerimizi de beraberlerinde geri getirsinler” demiştim.
Burada kimsenin adını vermeden yorumumu yapmıştım.
Günler sonra internet aracılığıyla saldırılar başladı.
Bir sokak çocuğunun bile ağzına almakta ar edeceği küfürleri hiç çekinmeden söyleyebilen bu mühendis, araştırmacı-yazar ve bürokrat Mahmut Ufuk Mistepe hızını alamayıp hala daha tehditlerini ve küfürlerini savurmaktadır.
TC. Devleti bir “Muz devleti” midir, ya da bir “Çadır devleti” midir?
Devletin bir memuru nasıl ve hangi cesaretle, kimlerden güç ve destek alarak uluorta küfreder, tehditler savurur?
Ben de bu devlete 15 yıl eğitimci ve idareci olarak hizmet ettim ama o dönemlede kimsenin kimseye küfür ya da hakaret etme hakkı yoktu.
Ben 18 senedir yurt dışında yaşıyorum. Bu vatan hayalimizde bir an önce dönüp kavuşacağımız bir cennet olarak yer almaktadır.
Yurt dışında o kadar çok hakaretlere, dışlanmışlığa, ırkçılığa maruz kaldık ve hala daha kalmaya devam ediyoruz ki artık bıçak kemiğe dayanmış durumdadır.
Almanya’da 1994 te teröristler tarafından iş yerim molotof kokteyli atılarak yakıldı. Üç sene önce de Alman polisinin gözü önünde PKKlılar tarafından iş yerim zorla elimden alındı.
Bize ne Alman devleti sahip çıkar maalesef ne de Türk Hariciyesi. Onlar genellikle şampanyalı partilere katılmaktan molotof kokteylli yerlere pek zaman ayıramazlar.
Bunca çile ve dışlanmışlığı yaşarken insanın kendi vatanında da aynı şekilde dışlanması, hakarete uğraması, akla hayale gelmeyecek küfürlere maruz kalması beni ruhen ve manen derin bir şekilde yaralamış va tabiri caizse çökertmiştir.
Rum ve Ermenilere destek verdiğini sanarak bana insalık dışı küfürler ve hakaretler savuran kişinin bir devlet memuru olması ve aynı zamanda Ülkücü kökenli ve AKP’li olduğunu savıunması ise işin başka bir acı boyutudur.
Bu zihniyette birinin asla Ülkücü camiada barınmayacağını biliyorum. Bu zavallının o camiayı kullanması ise sadece yaptığı tehditlerin daha etkili olacağını düşünme zavallılığıdır.
Memleket öyle hale gelmiş ki “Türküm” dediğinizde ırkçılıkla, faşistlikle suçlanılıyor ve en ağır hakaretler maruz kalıyorsunuz. Bu proğram yayınladıktan sonra bir sürü elektronik posta geldi kendini Ünyeli sanan saldırganlardan. Ne faşistliğim kaldı ne ırkçılığım.
Eğer vatanını, milletini, dinini sevmek, savunmak faşistlikse ben kıpkırmızı faşistim ve bununla da gurur duyarım.
Ancak:
Eğer kafatasçılığı miliyetçilikle karıştırırlarsa o zaman o zihi neyttekilerden bin kat daha evrenselim.
Öz kardeşi tarafından eşiyle birlikte sokağa atılan bir Yunan aileyi Almanya gibi her şeyin para ile ölçüldüğü bir ülkede ben bir ay evimde ağırladım, daha sonra o aileye iş ve ev buldum.
Beş kuruş almadan.
“Yaradılanı hoş gör, Yaratandan ötürü”
İnsanlığa bakış açımın temel ilkesi budur.
Burada Türküm diyemiyorum.
Nerede?
Türkiye Cumhuriyeti’nde
Ne acı değil mi?
“Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya”
Yıllar önce rahmetli Üstad Necip Fazıl ne de güzel anlatmış bir dizeyle şu anda içinde bulunduğumuz durumu.
Sözde Ünyeli olduğunu söyleyen hemşerim Mahmut Ufuk Mistepe hem ülkücü olduğunu söylüyor hem de Türkiye’yi ve Türkleri savunduğum için insanlık dışı küfürleri savuruyor.
İşin hukuki buyutunu mahkemeler belirleyecek ancak ben burada işin sosyal boyutunu gündeme getirmek istiyorum.
Bu memleket kimlerin elinde?
Sahi bazı marjinal grupların açıkça söylemekten çekinmediği gibi Türkiye’de Türk yok mu?
Varsa neredeler? Neden sesleri çıkmıyor? Neden “Türküm” demek suç haline geliyor?
Ülkü Ocakları genel merkezine sesleniyorum:
Maalesef bu tür densizler sizin adınızı kullanarak kirletiyor.
“Ülkücüyüm” diyem kişinin Ünye grubunun başında Ünyenin adının yanında Rumca, Ermenice ve Yunanca kelimeler var. Yani Ünye’nin Rumca ve Ermenice adları.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
AK Partililere sesleniyorum:
Bu tür dengesizlere sahip çıkarak Türk milletinin gözünde kan kaybediyorsunuz.
Ünyelilere sesleniyorum:
Bu tür ahlaksız ve küfürbazların peşinden giderek Ünyeli olmanın değerini yitiriyorsunuz. Yarın öbür gün bu kişinin düşüncelerine ters düştüğünüzde aynı küfürleri, hakaretleri sizin de yemeyeceğiniz ne malum?
(Not: Kişiliğim ve aldığpım terbiye o kişinin bana yoladığı küfürleri burada yazmama müsaade etmiyor ama eğer biri inanmayıpta görmek isterse özel olarak yollayabilirim.)
Saygı ve sevgilerimle
Ahmet Ocak
Eğitimci-Şair-Gazeteci
Berlin-Almanya
www.huryorum.com









